Monthly Archives: Şubat 2012

Zeliha Köse – Spleen Fanzin Sayı 3

Ya ibrahim rüyama girmeseydi

benim dediğim şu rüzgarın ucunda
adımı bir kez daha koydu annem
o zaman sesler daha doğmamıştı
ki ben
kemiklerimin üstünden kanayan nağmeler sallardım
öyle hırçındım ki
annemin ağzında besmele yuva yapmıştı
a n n e m h a k l ı b u d u r u m d a

bir sabah uyandığımda
herkes bir başkasının kıyısına deniz olmaya çalışıyordu
b ö y l e d u r u m l a r d a g ü l m e k i n s a n ı ü z e b i l i r

ben bir sofistim aslında bunu sadece annem biliyor
bir de geçensene ölen mualla teyze
mualla teyze dedim de
dünya o zamanlar günah dönüşünü tamamlamamıştı

arabesk denen ilacı üç öğün alacaktım
gece almayınca yan etki yaptı
rüyamda ibrahim diye bir şey gördüm
ellerimi kesiyordu
e l l e r i m i n e r e y e g ö t ü r ü y o r s u n i b r a h i m
diye akıyordu kanım
ben ibrahimle sevişmek istedim
bunu sadece anneme söyledim
a n n e l e r d e n b i r ş e y s a k l a n m a z

uyandım
hıçkırıklarım kemiklerimde bayrak
bu dünya ibrahime bayat
ibrahim bana hayat
ibrahimde şiir yazacak kadar yerim var

inanmak isterken her şeye
bir şeyleri bir şey yapan bir şey gibi
i b r a h i m r ü y a m a g i r d i


Kahraman Çayırlı’nın İlk Şiir Kitabı Çıktı!

Anların, küçük ayrıntıların, incelikli duyarlıkların şiirini yazıyor Kahraman Çayırlı. Öyle içten, öyle samimi… Yalınlığı kuşanmış da oluşturmuş ”Maya Takvimi ve İzmir” isimli ilk şiir kitabını. Alın, edinin, okuyun, paylaşın isterim bu değerli kitabı.

Kitaptan bir şiir, kitap kapağı ve şairin özgeçmişi aşağıdadır:

Kahraman Çayırlı

”Maya Takvimi ve İzmir” isimli kitabından

Geyik

gizli girdim bu nehre
onu görünce
asit döktüm ellerime

ilgisizliğin demir
azot, nefesin.
ellerin kömür olmuş
hadi söndür

cam yağmurları inebilir kente

duyulmamış isimler ver çocuklarına, şiir yığ salonlarına

birazdan düğün başlayacak oysa

su trigonometrisi dersimiz şimdiki ya da havuz kuralları ama kimya

boş vakitlerimizde ceset satardık

sırtımda bir mezarla dolaştım şehrin en pazar yerinde baba evime dönesim vardı en köpek
derimde bi dağ bi bulutu tutardı ben yakardım ışıkları. merak etme.

ben seni bir dağda buldumdu metal dikdörtgen prizmalarında hareket ediyorlardı duymadılar
su yakıyorlardı “füruzan olsun senin adın” dilledim.

kasetten ev yapardım içinde bilyeler, o zamanlar bir taş’ı severdim,
aşk top oynardı arka bahçede; acı, aşkın uydusu; hikaye gecenin
her hıdrellezde yedi gelinlik dikerdim.

her çirkinin bir uykusu var o yüzden aramızda durur bu siyah sicim

bak böyle giyinmelisin tarif edeyim:
karnın kasnak çevirsin kediler beklesin bacaklarında ayaklarına balkon giy
sen anca yersin falan yok edersin

KAHRAMAN ÇAYIRLI:
1986 Muğla-Köyceğiz doğumlu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme bölümü mezunu. Radikal ve Birgün gazetelerinde, Radikal İki, Radikal Genç ve Cumhuriyet Dergi (yaptığı bir röportaj) eklerinde, Mülkiyeliler Birliği Dergisi ve Agora Sosyal Forumu Dergisi’nde makaleleri yayımlandı.
Geceyazısı, Kül Öykü Dergisi, Kül Öykü Gazetesi, Spleen Fanzin, Ünlem Sanat Dergisi, Yeniyazı, Adımizi, Edebiyat Ortamı ve Özgür Edebiyat dergilerinde öyküleri yayımlandı. Notos Öykü Dergisi’nde öykü kitapları hakkında değerlendirme yazılarıyla yer aldı.
Yasakmeyve, Edebiyat Ortamı, onaltıkırkbeş, Göçeri ve Aşkar dergilerinde şiirleri yayımlandı. Virgül ve Sincan İstasyonu dergilerinde şiir kitapları hakkında iki yazısı yayımlandı.
İlk romanı Hayat Kadınları Aldatmaz, Mart 2007’de yayımlandı (Cinius Yayınları).


Vural Uzundağ – Spleen Fanzin Sayı 2

Tünel

işte yürüdüğüm bozkırda gövdemden bahsediyorum, biraz
derinliğe doğru kaybolan aydınlık, asfaltı yoran bir kalabalık
sonrası hiç çizilmemiş bir haritaya bakarak yürümekse, sen
orada gizli bir köşede saklanansan, ben çıkıyorum dışarı, elma
yıllardır içimde patlamayı bekleyen bir embriyo, yasak
duvarların üzerinden telaşla atlamayı bekleyen bir çocuk, ben
aşağıda, ışıksız, gölgesiz, derisi atmış bir yılandan oyulmuş yüzümle
bekliyordum.
sandım ki kasırganın ardından gelen ufkun rengi sarıdır ve
gergin bir yaydan geriye doğru fırlayan yüzüm çarpışıyor gövdemle
ayak tabanlarım patlamış, bulutlar toplanıyor ne kadar istemesem
tünele doğru herşey karmakarışık, hâlâ içimde yorgun bir Eyyûb.
bir ucunda kan var bu gecenin bir ucunda tavandan sarkan örümcek
seviyordum.
nereye döndüysem, baktım uğultulu bir ayrılık düğümü, gemicilerin
bakışlarında buldum sarnıcın dingin gölgesini. karaya çıkan her yolcu gibi
ayak tabanlarım çıplak, gemi; uğruna perdah çektiğim atların yüzü
dizginsiz ilerleyen gecede saçlarım, herşey değişti yurdum sandığım vahada
durdum. nasıl uykunun düşte ördüğü bir sanrıya sarıldım
korkuyordum.


Tan Tolga Demirci söyleşisi – Spleen Fanzin Sayı 2

Söyleşiyi okumak için, tıklayınız:

http://surrealismus.blogspot.com/2012/01/kadnn-sesi-siddettir-cunku-o-baktg.html


Lâle Müldür – Spleen Fanzin Sayı 2

ANNEYİ ÇEVRELEYEN TAROT

Ne güzel kartların vardı ANNE!
ÇEVRELENMİŞTİN kupa aslarıyla,
Renksel şövalyelerle ve Siyahçıl asa şövalyeleriyle

Ne güzel niteliklerin vardı!
Güzel biraz soğuk ama aristokratik yüzün
Ve o yeşilimtrak gri-mavi gözlerin
Uzunumsu biçimli erotik bembeyaz vücudun…

Kuşun getirdiği haç ve M harfi anne
Simgelemek için seni Müzeyyen Müzeyyen Müzeyyen
Üç kız üç kupa kaldırmış havaya
Bırak çekingenliğini kutla anne kutla onlarla

Sal paralarını sal ortaya anne
Kazandığın helal biçimde öğretmenliğinden
Ve postmodern butikçiliğinden…


Özkan Kula – Spleen Fanzin Sayı 1

Yahut Hayırsız Yılmaz’da Bıyıkların Yukarı Sarkması

Işık huzmesinin de bir çağrısı şudur
hiç kimse göz üzerinden karanlığa hapsedilemez
çağrıldığında gelen bir gelecek
atlarımızı bağlamadan da gezeceğimiz boş meydanlar
bir kez olsun istiyoruz bunu

ey tınısı tınmayan etekli kavanoz
çok sancılı geçerse atın doğumu arap
sezaryen bulunduğundan bu yana İngiliz
durgunluğun kayığındaki hareket gibi değil öyle

bir cam kumunu bulamayacak
nergis koklamayacak hiçbir burun…


Spleen Fanzin Twitter’da!

Takip etmek için tıklayınız:

https://twitter.com/?lang=tr&logged_out=1#!/SpleenFanzin